Kâinat ne kadar büyük, insan ne kadar küçüktür. İnsan Huzur-u İlahi’de aczini anlar, secdeye giderse firavun olmaz. Zaten kendini çok büyük zanneden Firavunlar, küçücük mikroba mağlup olup gittiler.
İnsan maddeten ve manen en güzel şekilde yaratılmıştır. Haramlardan kaçınsa bu güzelliği devam edecektir. İnsanın ihtiyacı sayısızdır. Dua eden bilir ki, isteklerine muhatap olan var. Bu bakımdan dua imanın alametidir. Nasıl ki, fırtınaya tutulan gemiler limana sığınırsa, sosyal hayatın fırtınaları için de Sünnet-i Seniyye kalesine giren insan da kurtulur.
İnsan vücudu itibariyle bir hiçtir. Fakat Allah’ın verdiği kabiliyetlerle şu haşmetli kâinatın bir seyircisi; yaratıklara bakıp Yaradan’a inanan; her yaratığı, İlahi bir mektup gibi okuyan; İslami bir terbiyeyle üstün bir makama varan; bu gerçekleri anlatan şerefli bir mahlûktur.
İnsan şu kâinat sarayının aziz misafirdir. Ev sahibine itaat ederse rahat eder. Zaten görülüyor ki, itaat eden de, etmeyen de gidiyor. Elbette ki zalimler cezalandırılır, mazlum mükâfat görür.
İnsan birbirine zıt iki nesneden yaratılmıştır, meydana gelmiştir; Beden ve Ruh. Beden topraktan yaratılmış, ruh ise Allah’ın hayat sıfatı ile doğrudan doğruya irtibatlıdır.
Her ikisinin de istekleri birbirine zıttır. Beden zevklerin her türlüsünü isterken, ruh Allah’a itaat etmek ister. Ruhun isteklerini beden önleyince, ruh kafeste ki kuş gibi çırpınır, insanın “ah” ları, “of” ları çoğalır.
Bir insanın dinle ilgisi ne kadar azsa, onun şikâyetleri o kadar çoktur. Bu sebeple İslam âlimleri, bir yandan ibadetlerini artırarak huzura ermek istemişlerdir.
Mademki sıkıntı içtedir, göğsün için de aramalı. Bazı insanlar sıkıntıdan kurtulmak için sigara, içki, uyuşturucu kullanıp, kumar oynar… Bunlar da zehirli baldır, evvela tat verir ve yavaş yavaş zehirler.
İnsan haşmetli kâinatın seyircisi, yaratıkları en güzel şekilde anlayan ve anlatan; kâinat kitabını okuyan, Allah’a itaat ve ibadet eden; maddi ve manevi nimetlerin tadını alan; ebedi saadete namzet (aday) olan bir varlıktır.
have a nice day